20 Temmuz 2017 Perşembe

ULUSLARARASI PAZARLAMAYA GİRİŞ

Uluslararası Pazarlamadan Öncesi Pazarlamanın günümüzdeki geniş kapsamlı tanımına ulaşmak nasıl ki çeşitli dönemlerden geçtiyse; pazarlama anlayışı da aynı şekilde bazı aşamalardan geçerek şimdiki çağdaş pazarlama anlayışına ulaşmıştır. Üretimin kıt olduğu dönemlerde, dikkatler üretime; kitle üretiminden sonra satış ve satış çabalarına, rekabetin yoğunlaşması ile pazarlamaya ve bugünkü toplumsal duyarlılıkla da toplumsal pazarlamaya çevrilmiştir.
Talebi karşılayacak düzeyde değildi. Bu yüzden işletmeler, daha fazla mal üretmek için üretim tekniklerinin geliştirilmesi yönünde çaba harcadılar. Bu dönemde üreticiler, tüketicilerin istek ve tercihlerinin ne tür bir mal hizmete olduğunu dikkate almamışlar, tüm çabalarını daha çok mal üretmek noktasında yoğunlaştırmışlardır “Ne üretirsen üret , verimli üret ; mutlaka satılır ve kar ortaya çıkar.
Ürün Anlayışı (1930-50) Ürün anlayışına göre, tüketiciler; yüksek kaliteli, performansı yüksek, rakiplerine göre yeni özellikler teklif eden ürünleri tercih edeceklerdir. Bundan dolayı, üreticiler neler ürettiklerine daha yakın biçimde bakmaya başlamışlardır. Bu yaklaşım, ideal biçimde pazar bulabilecek bir ürünün, müşterilerin çoğunluğunun ya da tümünün isteyebileceği biçimde olması gerektiği görüşünü yaratmıştır. Mühendisler ve tasarımcılar herkesi tatmin etmek için daha iyi ve daha fazla özellikleri olan ürünler geliştirmişlerdir. “İyi bir ürün kendi kendini satar”
Satış anlayışı(1950-80) Satış anlayışı aşaması; eskisine nispetle, üretimin bollaştığı tüketicinin kıtlaştığı dönemdir. Bu dönemde işletmelerin sorunu, talebin yetersizliğidir. Tanıtma ve satış gücü aracılığı ile satışları arttırmanın yolları araştırılmaya başlandı. Verimli üret, reklam yap ; satılır ve kar elde edilir
Modern Pazarlama Anlayışı(1980-) İşletmenin kuruluş amaçları doğrultusunda , tüketicileri ve toplumu tatmine yönelmiş, bütünleşmiş pazarlama ile desteklenen tüketiciye dönük tutum olarak tanımlanabilir. Tüketici ve müşteri velinimettir, kraldır, kraliçedir,şahtır
Toplumsal Pazarlama Anlayışı Batı toplumlarında modern pazarlamanın da üzerinde bir gelişmeyi temsil etmektedir. 1970’li yılların sonlarında ve özellikle 1980’li yıllarda, gelişmiş toplumlarda bile, modern pazarlama anlayışının uygulanması konusunda birçok kuşkular ortaya çıkmıştır. Doğal çevrenin bozulduğu, kaynakların azaldığı, nüfusun, durgunluğun ve enflasyonun arttığı, dünyada açlık ve sefaletin baş gösterdiği ve sosyal hizmetlerin ihmal edildiği günümüzde, modern pazarlama anlayışının uygunluğu sorgulanmaktadır.
Küreselleşme “malların, hizmetlerin, fikirlerin, sermayenin, teknolojinin, bilginin, kültürün ve bireylerin hızlı ve sürekli bir biçimde sınır ötesine akışı” olarak tanımlanabilir. Özellikle 1980’lerden sonra yaşanan ekonomik, kültürel politik ve teknolojik değişimler dünya ülkelerini birbirine yakınlaştırırken, işletmeleri ve onların iş yapma şekillerini de etkilemiştir. Başarılı olabilmek, var olabilmek için bu değişen şartlara uyum sağlamak, eğilimleri ön görmek eskisinden daha da büyük önem kazanırken artan rekabet neticesinde giderek çetinleşen koşullarda ayakta kalabilmek için pazarlama prensiplerinin doğru olarak anlaşılması ve uygulanması işletmelerin başlarısının anahtarı olmaktadır. Pazarlama Anlayışında Küreselleşme Etkisi ve Sonrası
1980’lerden başlayarak ulus devletler ekonomik politikalar bazında liberalleşmeye başladılar. Bu şekilde özel işletmeler piyasa şartlarını belirlemede daha fazla söz sahibi olurken uluslararası ticareti geliştirmek için de yollar aranmaya başladılar. 1990’da soğuk savaşın bitmesi ve doğu blokunun çökmesi neticesi yeni gelişmemiş pazarlar ortaya çıktı ve siyasi ve ekonomik açıdan küreselleşmenin önünü açan bir zemin hazırladı. Aynı dönemde, yavaş ve kullanımı zor bilgisayarlar yerlerini kişisel bilgisayarlara bırakarak birçok kullanıcıya ulaştı. 1990’ların başlarında Internet gelişmeye başladı ve işletmeler ilk defa e- ticaret ve sanal pazar kavramları ile tanıştılar.
Yerel Pazarlama Yerel pazarlamada işletmeler belirli ulusal alan içindeki müşterilerin ihtiyaçlarına ve bu alandaki demografik, ekonomik, kültürel, teknolojik ve politik çevrelerdeki gelişmelere odaklanırlar. Pazarlama stratejileri bu doğrultuda hazırlanır ve uygulanır. Fırsat ve tehditler yine bu ulusal alan sınırları içinde belirlenerek gerekli faaliyetler belirlenir. Ancak günümüzde, bir işletme dış pazarlara açılma eğiliminde olmasa bile dışarıdan gelebilecek yabancı oyuncuları ve değişen küresel rekabet koşullarını mutlaka dikkate almalıdır.
İhracat Pazarlaması Yerel pazarlamadan bir adım sonrası ihracat pazarlamasıdır. işletme ürettiği ürünlerin kendi ulusal sınırları dışında da talep görebileceğinin farkına vararak faaliyet gösterdiği fiziksel alanı genişletmektedir. Genelde, talep diğer pazarlardaki kurum ve aracılardan gelir. ihracat pazarlamasında odaklanılan konu diğer pazardaki nihai tüketicinin değil, iş ilişkisinin kurulduğu aracı kurumun talepleridir. Bu sebeple dış pazarda nihai tüketiciye yönelik pazarlama faaliyetleri yürütmek gibi bir hedef yoktur. İhracatçı işletmeler, ihracat yaptıkları ülkeleri kendi ülkelerinin bir uzantısı gibi görerek, yerel pazarları için tasarlanmış ürünleri aynen veya kısıtlı uyarlamalarla pazarlarlar.
Yurt dışında bugüne kadar 102 ülkeye ihracat yapan Kale Kilit, bugün 60'dan fazla ülkeye düzenli olarak ihracat yaparak dünya markası olmuştur. 2006 yılı itibariyle Türkiye'nin toplam kilit ihracatının yarıdan fazlasını Kale Kilit, tek başına gerçekleştirmiştir. Kale Kilit; Rusya, Ukrayna, Romanya, İran, Libya, Cezayir, Suudi Arabistan'da lider durumda olan ithal kilit markasıdır.
Uluslararası Pazarlama Uluslararası pazarlama aşaması, ihracat pazarlamasından sonra gelebileceği gibi işletmenin ihracat yapmadan fırsat gördüğü yeni pazarlara ortaklık veya doğrudan yatırım yolu ile girmesi şeklinde de gerçekleşebilir. Özellikle işletmelerin farklı coğrafyalarda benzer ihtiyaçlara sahip müşteri grupları keşfettikleri ve bu bölgelerdeki fırsatları değerlendirebilecek kaynakları olduğu noktada uluslararası pazarlama başlar.
Yurt dışına kendi markasıyla satış yapan ilk marka olma özelliğini taşıyan Beko, "Dünya Markası" olma hedefiyle yola çıktı. İlk başarısını Türkiye pazarında kazanan Beko, bu başarıyı yurt dışına da taşıyarak, bugün dünyanın 100'den fazla ülkesinde milyonlarca insanı markası ile tanıştırdı.
Küresel Pazarlama Yerel pazarlamadan başlayan sürecin diğer ucunda, küresel pazarlama bulunmaktadır. Genelde işletmeler belirli bir öğrenme süreci geçirerek yerel pazarlamadan küresel pazarlamaya geçseler de faaliyetlerine doğrudan veya hızlı bir şekilde küresel olarak başlamayı hedefleyen firmalar da bulunmaktadır. “Küresel doğan” bu küçük ölçekli işletmelerin örnekleri genelde teknoloji sektöründe görülmektedir . En basit tarifi ile küresel pazarlama, “küresel müşteri ihtiyaçlarını belirleyip bu ihtiyaçlar› rekabetten daha başarılı bir şekilde tatmin etmek ve pazarlama faaliyetlerini küresel çevre kısıtları çerçevesinde oluşturmak” olarak ifade edilebilir Küresel pazarlamacılar hedef pazar olarak dünyayı göz önüne alırlar ve farklı ülke pazarları ise bu büyük pazarın birer parçaları olarak görülür
Küresel pazarlama ile uluslararası pazarlama aynı şeyler değil ama her gün bu iki kavramın karıştırıldığını görüyoruz. • Uluslararası pazarlama: Markanın(işletmenin) hakkında en çok bilgi sahibi olduğu bir ya da birkaç belirli uluslararası ülkede pazarlama faaliyetleri yürütmesidir. • Küresel pazarlama ise bütün dünyanın tek bir Pazar ve hedef olarak görüldüğü ve pazarlama kararlarının bütün dünya tüketicilerine göre alındığı pazarlama şeklidir.
Uluslararası Pazarlama için: Müşterilerin ihtiyaç ve isteklerini belirlenmesi, firmaya farklı bir pazarlama üstünlüğü verecek ürün veya hizmetlerin sağlanması, bu ürün ve hizmetler hakkında bilgi verilmesi ve bir ya da daha fazla dış pazarlara giriş yolu aracılığıyla uluslararası alanda değişim yapılması
Uluslararası ekonomik bütünleşmelerin yapısı ve niteliği değişmektedir. Gümrük Birlikleri (AB-Avrupa Birliği, EFTA-Avrupa Serbest Ticaret Birliği, NAFTA-Kuzey Amerika Serbest Ticaret Antlaşması vb. ) içinde iki veya çok taraflı antlaşmalarla yabancı yatırımlara ve ticarete konulan engeller ve sınırlamalar yavaş yavaş kaldırılmaktadır.
İşletmelerin dünya pazarlarından pay alma çabaları uluslararası rekabetin niteliğini ve yoğunluğunu etkilemektedir. Gümrük duvarları ile korunan iç pazarın dışına çıkmak ve dinamik bir rekabet ortamı ile karşılaşmak işletmeyi ve ürünlerini daha kaliteli ve verimli hale getirir.
Endüstriyel işbirliği, teknoloji transferi ve yönetim bilgisinin paylaşımı için yarattığı ortam özellikle gelişen ülkelerin kalkınma çabalarında ihracata yönelik ortak girişimleri de ön plana çıkarmaktadır.
İletişim ve ulaşım araçlarındaki gelişmeler markalı ürünlerin dünya ölçeğinde tanınmasını sağladığından yeni potansiyel pazarlar yaratılmış ve pazarlamada uluslararası yaklaşımı da güncel hale getirmiştir.
İşletmeler arası ortak girişimler dış Pazar fırsatlarının değerlendirilmesi yönünden işletmelere kolaylıklar sağlamaktadır. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin sorunlarının giderilmesi bakımından yurt içindeki ve dışındaki işletmelerle oluşturulacak ortak girişimler vb. organizasyonlar uluslararası pazarda rekabetçi üstünlük elde etmede önemli katkılar sağlamaktadır.
İşletmenin üretim kapasitesi tümüyle kullanılmıyorsa veya kapasite arttırma olanağı varsa uluslararası pazarlara açılmak toplam satış ve karın artmasını sağlar. Kapasite kullanımının artması birim maliyetlerini düşürmek suretiyle birim kar marjının artması ile sonuçlanır.
Yurt içi pazarında satışlar mevsimlik oynamalar gösteriyorsa, durgun sezonlarda ihracat yoluyla üretim dengeli ve sürekli hale gelir.
Uluslararası pazarlara açılmak işletmeleri geleceğin getireceği koşullara hazırlar. Avrupa Birliğine tam üye olunduğunda dış pazarlarda ortaya çıkan fırsatlardan en çok dış pazarlara önceden açılan işletmeler yararlanır. AB üyeliği sonucu yabancı ürünler iç pazara kolay girebilir duruma geldiğinde, işletmelerin iç pazar payları azalınca, dış pazarlara önceden açılmış, işletmeler bu azalmayı kısmen veya tamamen dengeleyebilirler.
ULUSLARARASI PAZARLARA GİRMENİN AVANTAJLA Karşılaştırmalı Üstünlük İmkanından Yararlanmak: Ülkelerin ve işletmelerin yurt dışından daha fazla kazanç sağlamalarının bir nedeni de üstünlük avantajları fikrini benimsemeleridir. Bunun anlamı, nispi üstünlüğe sahip oldukları mal veya hizmetleri (Örneğin; daha iyi kaynaklar, spesifaksiyon mekanik veya iklim) daha az başarılı oldukları mal yada hizmetlerle değiştirilmelidir. Örneğin; Amerika ileri teknoloji elektronik parçaların üretilmesinde diğer ülkelere karşı bir üstünlüğe sahiptir. Bunun yanında, televizyonda ( Japonya), şarapta (Fransa) ve mücevheratta (Güney Afrika) aynı üstünlüklere sahip değildir. İşte bu yolla, ülkeler yada işletmeler en iyi oldukları mal veya hizmetleri dışarıya satmakta, ihtiyaçları olan mal ve hizmetleri de dışarıdan satın almaktadır.
Rekabeti Koruyabilmek veya Rekabetten Kaçmak: Uluslararası pazarlarda genişlemek, yurt içindeki rekabetten kaçışın en etken yoludur. Örneğin Japonya’da rekabet o kadar güçlüydü ki, Japon araba imalatçıların çoğu kar sağlamak için Amerika’ya ve Avrupa’ya açıldılar ve “dünya çapında” başarı Sağladılar.
Vergi Avantajı Elde Etmek: Çoğu ülke, ticareti teşvik amacıyla, dışa açılan firmalara vergi avantajı sağlar. Bu şekilde, uluslararası pazarlarda büyük miktarlarda kazanç sağlaması durumunda bile düşük oranlı vergi alınır.
Ürün Yaşamını Uzatmak: Ulusal pazarlarda önemini yitiren mal ve hizmetler yeni pazarlarda önem kazanabilirler. Örneğin; Hollywood, Amerika’da modası geçmiş ikinci sınıf sinema filmleri için Asya’da genişleyen bir pazar oluşturmuştur. Böylece ürünün yaşam eğrisi uzatılmıştır.

Karları Arttırmak: Üstünlükleri kullanan, rekabetten kaçan, düşük vergi veren ve modası geçmiş mal ve hizmetlerinin yaşam süresini uzatan uluslararası şirketler, iç pazarda faaliyet gösteren diğer şirketlere göre karlarını daha fazla artırırlar. Örneğin; 1980’li yıllarda ABD ekonomisi iktisadi bir durgunluğun içindeyken Amerikalı tüketicilerin büyük alımlar yapmaması sonucu otomobil sektöründe bir durgunluk yaşanmıştı. Bu dönemde ithal edilen ve Amerika pazarında giderek yayılan arabaların sayısı azalırken, Avrupa’ya açılan firmaların karları büyük ölçüde artıyordu.